Kanmak isteyen kandırılacaktır

Mucizeler Kursu gerçekte olmayanı, ancak bizim gerçek olduğunu sandığımız şeyleri görmemezlikten gelmeyi öğretir. Basitçe söylemek gerekirse, Mucizeler Kursu zihinsel arınmayı ve algıyı düzeltmeyi gerçekleştirmeye yarayan bir araçtır. Fakat o ne sevgiyi öğretebilir ne Özvarlığı ne TANRI’YI ne de herhangi bir şekilde nondüaliteyi (ikiliksizliği). Tüm bunlar tecrübe edildiğinde bilinir. Ezberlemekle ve olumlamalarla bilinmez, dışlamalarla hiç olmaz. İnsan kendini henüz varmadığı bir zihinsel aşamadaymış gibi göstermesi saçma. Zararı yalnızca kendinedir. Kursun girişinde şöyle yazar:

1. Bu bir mucizeler kursudur. Zorunlu bir derstir. Sadece kursu yapacağın zaman özgür seçimindir. Özgür irade, ders planını kendin seçebilirsin demek değildir. Özgür irade ancak, neyi ne zaman öğrenmek istediğini seçebilmendir. Bu kursun amacı sana sevginin anlamını öğretmek değildir çünkü bu öğretebililenin ötesindedir. Bu kursun daha ziyade amacı, seni baba mirasın olan sevginin varlığının bilincinde olmandan alıkoyan engelleri ortadan kaldırmaktır. Sevginin karşıtı korkudur, fakat evrensel olan şeyin karşıtı olamaz.  [Mucizeler Kursu OE, Açıklamalar, B-4.1:1]

Metin kitabının sonundaki tanımlamalar bölümünde şöyle yazar:

Bu Kurs felsefi spekülasyon değildir ne de kesinleşmiş bir terminolojiyle ilgilidir. O sadece KEFARETİ ya da algının düzeltilmesini ele alır. KEFARETİN aracı affediştir. Bireysel bilincin yapısı esasen önemsizdir çünkü o doğuştan gelen yanılgıyı ya da günahı temsil eden bir kavramdır.  Yanılgının kendisini araştırmak düzeltmeye götürmez eğer gerçekten yanılgının ötesine bakmayı başarmak istersen. Ve tam da bu görmemezlikten gelme sürecidir kursun hedeflediği.“ [Mucizeler Kursu OE, Tanımlamalar, Giriş]

Devamında şu yazar:

„Evrensel bir deneyim sadece mümkün değil, gereklidir. Bu deneyimdir kursun hedeflediği. Sadece burada kalıcılık mümkündür çünkü burada belirsizlik biter.“

Yine aynı bölümün devamında şu cümleler var:

Bu kurs, ihtiyaç duyulan ego çerçevesinde kalır. Tüm yanılıgıların ötesinde olanla ilgilenmez, çünkü o sadece oraya doğru olan yönü belirlemek için planlanmıştır. Bu nedenle sembollerin ötesinde yatan şeyleri ifade edemeyen sembolik olan kelimeleri kullanır. Yalnızca egodur bunu sorgulayan çünkü yalnızca egodur şüphe duyan. Kurs, soru bir kez ortaya çıktığında sadece farklı bir yanıt verir. Fakat bu yanıt fikirsel zenginliğe veya kurnazlığa başvurmaya çalışmaz. Bunlar egonun özellikleridir. Kurs basittir. Onun tek bir işlevi ve tek bir hedefi vardır. Sadece bu durumda tamamen kalıcı olur, çünkü sadece bu kalıcı olabilir. Fakat, gerçekte bir yanıt yoktur, sadece bir deneyim vardır. Sadece bunu ara ve teoloji tarafından geri tutulmana izin verme.

Bu nedenle kursdan fazlasını beklemek, ona sahip olmadığı bir anlam yüklemek olur. Bu olsa olsa egonun tuzağıdır. Bu yazının ilhamı gündelik hayatın içinden gelen bir izlenime dayanır. Zihin yoktur, bilinç yoktur; o sözcükleri kullanma, kullanırsan ego-zihindesin“ gibi argümanlarla öğrencilerine vaazlar veren, öğrettikleriyle korkutan öğretmenler var. Gözardı ettikleri bir şey var bu öğretmenlerin: öğrencinin yola çıktığı noktada hiçkimse ne zihnin ne olduğunu doğru düzgün bilir, ne bilinci ne kendini. Kursun kendisi bunu belirtir. „Bilmeyen çocuklar gibisiniz,“ der İsa kursda. Kurs, bizi bulunduğumuz yerde karşılar, elimizden tutar ve ileriye doğru götürür. Biz izin verirsek tabii. Bize uzaktan nanik gösterir gibi,“ seni gidi cahil seni; önce sen gel bakalım buraya kadar, sonra ben senin elinden tutarım, demez. Bu oldukça ahmakça bir beklenti olur, çünkü biz daha doğrusunu bilseydik ego-zihinde olmazdık, dolayısıyla Mucizeler Kursu gibi bir öğretiye gerek kalmazdı. Evrensel deneyimse peynir ekmek gibi köşe başı satın alınamayacağına göre ille dünya terimleri ve kavramları temelinde, semboller olan bizlerin sembolü olan kelimeleri ve egonun sorularını kullanarak yol almaya başlarız, vakti gelince tümünü geride bırakmak için. Nihayetinde yolun sonuna doğru zihnimizi pırıl pırıl tertemiz bir hale getirdikten sonra TANRI’DAN gelecek son adıma hazırız demektir. Başka şeyler anlatanlara uyanık bir dikkatlilikle yaklaşmak gerekir. İçimizdeki rehber uyanmamışsa henüz, ve biz kendimiz sağduyumuzla dikkat etmezsek, yanılgılara ve kurnazlıklara yem olacağımızdan emin olabiliriz.

Bengü Aydoğdu


Künye

İçerik & Teknik Sorumlu:
Bengü Aydoğdu
Siteyle ilgili görüşleriniz ve sorularınız için: admin@flameofsophia.com
Bu site 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayın yapmaktadır. Yasal haklar saklıdır.
Daha fazla bilgi

İstatistik

Kullanıcılar
1
Makaleler
24
Makale Görünüm Sayısı
14298

108 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

© 2020 Bengü Aydoğdu. Tüm haklar saklıdır.