Ne iyi ettikte taşındık

Ne iyi ettikte taşındık

Eşim geçenlerde, sohbet ederken, "Ne iyi ettikte taşındık" dedi. İşimiz gereği çünkü bir şehirden başka bir şehre taşınmıştık. "Önceden bilmediğimiz bir şehirde, tanımadığımız insanların komşuluğunda olmak çok rahatlatıcıymış", diye devam etti.

Doğru, dedim. İnsanların yargısından kurtulmak, yargılarından haberdar olmamak, huzurlu yaşamak için gerçekten iyi bir pozisyon. Taşındıktan sonra ne kimseleri tanımak için uğraştık ne de tanımamak için çabaladık. Oluruna bıraktık. Her ikimiz de mesleki iletişim gereksinimden öte ilişki kurma veya koruma amacı gütmediğimizden, özel hayatımızda pek tanışımız olmaz. Bizim açımızdan başka insanlarla ille sıkı fıkı iletişim kurmak pek spiritüel bir emel değil. Buna spiritüel grup uygulamaları dahil, ki, her ikimizde bu tür gruplaşmayı sevmeyiz. Kalabalık bir grup içinde insanların birbirlerini pohpohlaması, herhangi bir şeye teşvik etmesi ya da birbirinden karşılıklı  tatmin araması bizi yoruyor artık. Bizim açımızdan ruhani yolun aşı ve suyu yalnızlık ve sessizliktir.

Bir avuç insanla özelden irtibatımız var. Aile ve yakın dostlar. Onlarla da sürekli görüşmeyiz zaten. Tanımadan kimseleri, bulaşmadan başkalarının hayatlarına yaşamak bizim için çok daha verimli. Birçok insan bunun tam tersini yapar. Etrafını olur olmaz insanlarla, tanışlarla, arkadaşlarla doldurur. Sonra ne kadar çok arkadaşı olduğunu anlatarak hava atar. Her şeyini ille birilerine anlatır, yakınlarını moral almak veya içini dökmek için kullanır. Kendini böylece çok sosyal bir varlık olarak algılar. Oysa yalnızlıktan korkan ve başkalarını kendi yoksunluk duygusunu örtbas etmek için kullandığını anlamaz.

Sanırım bu tanıma uygun biri şu an aklınıza gelmiştir hemen. Mesele ama, insan toplamak değil, insan tanımaktır. Bir dost olsun tam olsun misali. Bir insanı tanımak demek onu kendimiz gibi görmek demektir. Kişisel bencil ihtiyaçlarımızın sömürgesi yaptığımız insan kalabalığını kendi yüzeyselliğimiz yüzünden ne tanırız ne de onlar bizi tanır. Hatta gün gelir felaketimiz olabilir o ana dek pek sevdiğimiz güruhumuz. Bugün yüzümüze gülenin yarın kuyumuzu kazdığı sık rastlanan bir fenomen. Bugün dost dediğimize yarın düşman gözüyle bakmamız istina değil sıradandır. Çoğumuz öyledir.

İhtiyaçsız olmak, aitsiz olmak, ayrımsız olmak iyidir. Gelişmek için, öğrenmek için, izlemek için. Kimseler bizi tanımaz, biz kimseleri tanımazsak zihinde yargılamak için pek malzememiz de olmaz. Bazı insanlar salt birinin burnuna, saçına, üzerindeki giysiye veya yüzündeki makyaja bakarak hemen damgayı vurmayı pek sever. Bu tür safsataların ateşine körükle gitmemek gerek. Başkalarının zihinlerindeki resimleri bilemeyiz fakat kendi zihnimizdeki resmi veya resimsizliği bilebiliriz. Bu nedenle gerekli olan düzeltmeyi yapabiliriz. Böylece sürekli bu tür uygulama ve düzeltmelerle sadece oluşları, oluşumları izleyen gözlemciler olabiliriz. Resimsiz ve yargısız.

Biz, eşim ve ben, ne iyi etmişizde taşınmışız, tanınmamış kalmışız, tanınmamışız.

Bengü Aydoğdu


Künye

İçerik & Teknik Sorumlu:
Bengü Aydoğdu
Siteyle ilgili görüşleriniz ve sorularınız için: admin@kulturguru.com
Bu site 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayın yapmaktadır. Yasal haklar saklıdır.
Daha fazla bilgi

İstatistik

Kullanıcılar
1
Makaleler
89
Makale Görünüm Sayısı
42566

105 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

© 2020 Bengü Aydoğdu. Tüm haklar saklıdır.