Mucizeler Kursu

Bilgeliğin Alevi (FlameofSophia)

Çoğunuz bilir; bir kitap çıkar ve çok satarlar listelerine girer. Ardından o kitaba benzeyen onlarca kitap çıkar. Başka yazarlardan benzer içerik ve acaip çok benzer kitap kapaklarıyla. İlki lokomotiftir, diğerleri vagonlar. Bazılarına hatta vagon demek bile fazla olur.

Kanımca, birincil kaynaklardan vazgeçmemek gerek. Sonradan çıkanlar olmadan da tek başına durabilen eserlerden ilham almak daha faydalıdır. İstisnalar kaideyi bozmaz. Neden? Çünkü, onca wagona ilham olmuş bir eserden hiçbir "kopyası" daha üstün olamaz. Bazen birincil kaynağı yanlış değerlendirenlere ve içeriği olumsuz yöne yönlendirenlere rastlamak mümkün. Çok az insan birincil kaynağı doğru değerlendirebilip ona olumlu yönde katkıda bulunmakta. Bu durum özellikle spiritüel eserler için geçerli.  Örnek vermek gerekirse; ben kurs öğrencilerine Secret (Sır) kitabını önermem ve daha yüzlerce kitap var, asla önermeyeceğim. Ama Dr. David Hawkins'in kitaplarını tavsiye edebilirim.

Mucizeler Kursu, spiritüel bir eser olarak ilk kelimesinden son kelimesine kadar inanılmaz bir düzgünlük ve netlikte yazılmış bir kitaptır. Beni, almanca olarak ilk karşıma çıkışında en çok etkileyen unsur bu olmuştur. Tek bir kelime dahi ne fazlaydı ne eksikti. Hiçbir süsleme içermiyordu. Abartmalar, göndermeler ve yargı namına tek bir sapma göremedim. Üstüne üstlük, kursun şaşmaz bir mantık çerçevesi içinde ele aldığı açıklamaların sayesinde kendi zihnimin abuk subukluğunu gördüm. Ne kadar saçma ve kendi içinde çelişkili düşünürmüşüm fark etmeden. Ateist olmama rağmen, sürekli Tanrı, Tanrı Oğlu ve Kutsal Ruh terimleri ile bocalamış olsam da, kendimi kursu okumaktan geri tutamıyordum. Kâh küfrederek kâh hayretler içinde. Kursun kendisi zaten açıkça, Tanrı'ya inanmasan da bu kursu yapabilirsin der. İlginç, değil mi? Kelimelere değil, arkasında yatan mânâya bakmalıyız. Kurs bize ilk etapta kelimerin de sadece sembol olduğunu ve doğru kullanılmadığı zaman onların da illüzyona hizmet ettiğini öğretir. Ve disiplinsiz bir zihin doğru ile yanlış kullanım arasında ayırt etme yeteneğine sahip olmadığından, ona istediğin her şeyi anlat, konu ve anlatım şekli hoşuna gittiği sürece ona inanacaktır. Başka seçeneği yok çünkü doğru düzgün bir seçim eleği oluşmamız ezber bilgilerle programlanmış bir zihinde.

Hâl böyle olunca, adamakıllı bir zihin yıkama programına ihtiyacımız var. Ben de, ilk okumalarımda kendimi aynen beynim yıkanıyor gibi hissetmiştim ve içsel direncim tavan yapmıştı. Doğal olarak. Hiçkimse kendini bir "ahmak" olarak görmek istemez. Spiritüel anlamda herhangi bir şekilde zihnini geliştirmemiş bir insan en alt tabakada nerdeyse şuursuz bir hayvan ile muhtemel en üst tabakada ahmak bir insan statüsüne erişir. Esas eşik, hayvani dürtülerin ağır bastığı programlanmış bir zihnin kendini sorgulama ve eskiyi yıkma cesareti oluştuğunda ortaya çıkar. O eşiğe örneğin Dr. David Hawkins bilinç düzeyi demiş ve 200 olarak saptamış ve adına cesaret demiş. Bugün insanlığın ortalama bilinç düzeyi bu eşiği az biraz geçmiş. Ama insanlığın %85'i halen 200'ün altındaymış. Bu dehşet verici bir durum aslında. Diğer %15'ini kapsayan yüksek bilinç düzeyleri olmasa, insanlığın bilinç düzeyi ortalama halen 200'ün altında kalır ve bu da ortalığı kanrevan gölüne çeviren bir vahşetin gündemde olması demektir. Bu durumları dünyanın bazı yerlerinde gözlemliyoruz zaten. Savaşların olduğu yerlerde bu eşiğe henüz ulaşılmamıştır. Ama bu demek değildir ki, örmeğin Avrupa veya Birleşik Amerika Devletlerinde herkes 200'ü aşmış bir bilince sahip. Aksine, örneğin Birleşik Amerika Devletleri dünyada en yüksek tecavüz rakkamına ulaşır. Veya hapishanelerinde en çok kişiyi tutan ülkedir. Ya da ırkçılık konusunda en tutucu zihinleri içinde barındırır. Ama diğer yandan Mucizeler Kursu gibi bir eser bir amerikalı kadın tarafından kaleme alınmıştır. Ya da Dr. David Hawkins gibi aydınlanmış bir zihin amerikan vatandaşıdır. Ve son derece ilerlemiş bilim dünyasını unutmayalım. Böylesi yüksek bilinç düzeyleri olmasa, Birleşik Amerikan Devletleri asla 200 eşiğini geçemez. Tıpkı diğer ülkelerde olduğu gibi. Hiçbir gelişmişliği olmayan ülkelerde bildiğimiz diktatörlükler, vahşetler ve baskılar ön planda.

Ama konuyu fazla genişletmeden tekrar birincil kaynaklara dönmek istiyorum. Mucizeler Kursu birincil bir kaynak ve onun hakkında yazılan her şey ikincil, hatta üçüncül kaynaktır. Konuya geliş sebebim, bir arkadaşın Sır Muhabbetler kitabını ne zaman tamamlayacağım sorusundan oluştu. Açıkçası, bilmiyorum. Hatta tamamlayacağım mı, onu bile bilmiyorum. Bana kurstan sonra okuduğum tüm ikincil kaynaklar vasat gibi geliyor (istisnalar hariç). Sır Muhabbetler de neymiş diyesim var. Belki hoş bir hikaye yazabilirim. Biraz kurgu, biraz fantezi, biraz spiritüellik. Hatta polisiye romanı dahi olabilir kitabım ama Mucizeler Kursu'nun birincil kaynak olarak dokunulmazlığını korumak amaçlı onun bir uzantısı veya açıklaması gibi yazmak istemiyorum artık. İlk kitabım olan Anka Kuşunun Çağrısı'nı bugünkü aklım olsa yazmam. Bana tamamen yetersiz ve fazlasıyla lagaluga gibi geliyor şimdi geriye baktığımda. O dönem gerekliydi belki ve içeriği zaten o sıralar mesaj yoluyla aldığım yüzlerce soruya dayalı olarak şekil aldı. Belki o zamanın gündeminde faydalıydı. Ama bugün sorsalar, onu bunu değil, Mucizeler Kursu'nu oku ve şaşma ondan derim. Neyse ki, yakında resmi türkçesi çıkacak ve sanırım, kendimi övmeksizin, en çok ben sevineceğim bu duruma. Nihayet bir ışık çakacak orda burda toplanmış yarım yamalak bilgilerle tıka basa dolu zihinlere.

Bir de biz Türk'ler hep aşk aşk diye inleriz esas anlamını bilmeden. Bense bugün aşk değil sevgi olsun diyorum. Neden mi? Çünkü bizim aşk anlayışımızın ne kadar vasat olduğunu anladım. Tutkularımız bile sahte. Sürekli bedensel boyutlarda tahrik ve şehvete dayanan anlayışlara tanık oldum aşk denilince. Kendini spiritüel uzman diye tanıtanlar dahi, tutkunun bedensel boyutunun sahteliğine yenilmeden geçemiyorlar. Gerçek sevgi zaten içinde tutkuyu barındırır. Ama gerçek sevgi bedensel bir mesele değildir. O zihinsel bir durumdur.

BenSiz

Copyright © 2010 - 2018  • Bengü Aydoğdu (BenSiz)  •  Tüm haklar saklıdır • eposta@flameofsophia.com